Ekşi Elmalar

Yılmaz Erdoğan’ın sinemada artık bir dili, bir tarzı var; yüz binlerce film de izleseniz o tarz ben buradayım diye bağırıyor . Nasıl bir tarz derseniz; işin sırrı insanı iyi anlamakta, örneğin bu filminde Reis Aziz’i anlatırken Yavuz Turgul’un Züğürt Ağa’sının çizgilerini görüyorsunuz fakat kesinlikle iki karakter farklı yerlerde oturuyorlar; Belediye Reisi Aziz Özay defa sınırlarını çok katı çizmiş yaptığı espriye dahi gülemeyeceğiz ciddiyette , o dönemi yaşayan insanların rahatlıkla anlayacakları tarzda kendini politikanın verdiği nimetlerle diğer kitleden ayırmış bir kişilik. Filmin köşesinde bucağında bulunan karakterlerin hepsinin çok iyi bir gözlemle aktarıldığı hemen fark ediliyor. Ülkemiz gerçekten çok iyi bir yönetmen kazanmış durumda

Belediye Reisi Aziz Özay’ın iki özelliğinden biri aşılayarak ekşiden tatlıya dönüştürmeye çalıştığı elmalarının bahçesi bir diğeri ise birbirinden güzel fakat babalarının toplumun yoğun baskısı altında aşkın resimli romanlarda ki kadar rahat yaşanamayacağını zamanla anlayan üç kızıdır. Reisin kızlarının durumu bana biraz “Damda ki Kemancı” filmini hatırlattı fakat kesinlikle kendine özgü haliyle Anadolu insanın yüreğinin atışını dahi bir kapı ardında yaşamasının acı tarafını çok güzel işlemiş.

Reisin teleferik hayali ve buna bağlı coğrafi koşullar ilgili saptamaları, ekşi elmalar ile ilgili değerlendirmeleri müthişti. Yani çok fazla anlatmadan filme gidin ve Yılmaz Erdoğan’ın çocukluğunun gençliğinin geçtiği iklimlerden alıp getirdiği çok iyi oyunculuk  ve görsel yönetmen seçimi ile şiirsel bir şölene dönüşen filmi kaçırmayın, sinemada izleyin derim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir